2 Şubat 2012 Perşembe

İnsanın iletişim kapasitesi, grupçu doğası ve ırk, etnik ve diğer ayrımcılıkları

Irk, etnisite gibi kavramlar, eğer konumuz bunların günlük basit kullanımıysa, farklılıkları açıklamak veya farklılık oluşturmak için kıllanılan, bu amaç için geliştirilmiş, icat edilmiş kavramlar. Bu cümlede günlük basit kullanım ibaresinin altını çizmek istiyorum. Bu ibareyle kastedilen, bir bilim insanının yaptığı araştırmalarda görülen nispeten nesnel kabul edilebilecek bir kullanımdan ziyade insanların günlük yaşamlarında gösterdikleri duygusal tepkileri karşılamak için üretilmiş kullanımdır. Bu ikisinin birbiriyle ilgisi yoktur; yani bilim insanlarının kullandığı ırk veya başka bir ayrımcı grup kavramı bu günlük basit kullanımın işlevini yerine getiremez.

İnsan gruplar halinde yaşar. Bu onun doğal özelliğidir. Yani ayrımcıdır. Aksi takdirde grup oluşturamaz. Grup neden oluşturulur? Çevremizi kontrol edebilmek için ve bu da temelde tek bir şeyle ilgilidir: Kendimize yararlı ve zararlı unsurları tespit etmek. Bu bilgiyi organize etmeye çalışırız ve bu yüzden de çeşitli gruplar oluştururuz. Aksi takdirde, yani gruplar oluşturmamız mümkün olmasaydı veya bundan bir şekilde kaçınmaya zorlarsak kendimizi, iletişimsel kapasite sorunu, krizi yaşayabiliriz. Bu yüzden, hangi ortama girersek girelim süratle gruplar oluştururuz. Bu bazen 8-10 arkadaştan oluşan bir yemek masası, bazen de ilkokulda ilk kez adım atılan otuz, kırk kişilik bir sınıf, 10.000 veya 100.000 kişilik bir yerleşim yeri veya 50, 60 milyonluk bir ülke olabilir.

Yararlı, zararlı unsurların tespitine en önemli konulardan biri insanın dostunu düşmanını ayırt etmesi gerekliliği, şartıdır. Dost-düşman ibaresinin günümüz koşullarında bir parça sert kaçtığı söylenebilir. Bu hemen bir savaşı çağrıştırmamalı. Meselenin özünde, insanın çevresindeki kaynaklardan kendi gelişim ve yaşamı için en yüksek ve iyi kullanımı sağlama kaygısı vardır. Bu süreçte doğal olarak çeşitli rakipler söz konusudur. Nitekim neredeyse herkes birer potansiyel rakiptir. Gruplar oluşturma yeteneği bu mücadelede bir adım öne geçmenin en önemli yollarından biridir. İnsanın kendisine seçtiği veya kendisini içinde bulduğu ortamda en iyi şekilde yaşamasını sağlayacak insan kaynakları edinmesinin yoludur. Bu tür insanları seçmeye, bunların dâhil olduğu gruplara katılmaya çalışır veya bu tür gruplar oluşturur veya bu tür gruplar bazı insanları diğerlerinden ayrı tutmamızdan ötürü ortaya çıkar. Sonuçta bizi daha güçlü, daha başarılı ve daha mutlu kılacak bireylerle birlikte olmaya çalışırız.

Bu sürecin adilane çalıştığını söylemek zordur. Yani insanlar uzun uzun konuşarak, birbirlerini tanıyarak belirlemezler onlar için yararlı ve zararlı unsurları, dostu-düşmanı, benzeyip benzemedikleri kişileri. Farklı bir yüz, farklı bir göz şekli, farklı deri rengi, farklı görünüş, farklı bir dil, farklı bir ibadet şekli, farklı bir müzik gibi daha çok fiziksel gözleme dayanan unsurlar karşımızdakini bir gruba yerleştirerek ötekileştirmemize yetebilir. Bu örneklerin gösterdiği gibi bu örneklerin bir kısmı doğuştan gelen fiziksel, yani biyolojik özelliklerle, bir kısmı da sonradan edinilen kültürel özelliklerle ilgilidir. Genelde bunların birincisini ırksal ve ikincisini etnik özellikler olarak adlandırırız; birinci ırk gruplarını, ikinci etnik grupları oluşturmada kullanılır. Ama bu ayrım da her zaman çok kesin değildir.

Söz konusu olan aslında fena bir yöntem değildir. Böylece birbirine benzeşen insanlar bir araya gelir. Elbette azınlıkta kalan ötekiler için hoş bir durum değildir ama neticede en az enerji gerektiren yöntemdir. Ama burada bu gruplandırma süreçlerinin tamamen insan ürünü olduğu, insan algılamasına bağlı olduğu gözden kaçar. İnsan diğerini saç veya deri rengine göre gruplandırırken, bu, böyle bir gruplandırmanın olduğunu, yani insanların farklı deri grupları şeklinde ırklara ayrıldığını göstermez. O farklı deri rengi olan kişi birçok başka özelliğinden dolayı onu farklı kılanla aynı yerde buluşuyor olabilir. Deri rengi iki kişi karşılaştığında en çabuk algılanan özellik olduğundan insanlar tarafından kullanılır; yoksa bunun bilimsel bir temeli olduğundan, yani insanlar bu şekilde kesin sınırlarla birbirlerinden ayrılabildiklerinden değil. Ama neticede bu tür gruplandırmaların gerçek olduğu düşünülür.

Bilim ve özellikle de genetik bu konuyu derinlemesine çalışmak isteyenler için çok şey söyleyebilir. Ama bu konu hakkında değişiklik yaratmaları en azından şimdilik mümkün gözükmemektedir. Çünkü burada söz konusu olan insanların kullandıkları kategorilerin ne kadar doğru olup olmadıkları, bunların gerçekleri ne kadar yansıtıp yansıtmadıkları değildir. İnsanların grup oluşturmak için çeşitli araçlara ihtiyaçları vardır. Ayırma işlevini yerine getirdikleri sürece bunların gerçek durumu ne kadar yansıttıklarına önem verilmemekte, daha doğrusu yansıtmadıklarını söyleyen açıklamalara, ne kadar bilimsel olurlarsa olsunlar, önem verilmemektedir. Sonuçta gruplara ayırma işlevi bilimsel çalışmalar bu tür bir ayırmanın mümkün olduğunu gösterdiğinden yapılmamaktadır. İnsan ayrımcıdır ve ayırmak için bulabildiği her türlü unsuru kullanır. Gerekirse sözde bilimler bile icat edebilir. Bu doğal halidir. Zor olan, bunun tersini başarmaktır. Dolayısıyla hepimiz insanız söylemi herkesin hoş bulabileceği, hatta benimsediğini, desteklediğini söyleyeceği ama neredeyse hiç kimsenin uygulamayacağı, uygulamaktan kaçınacağı bir fikirdir. Sonuçta mutlak olan insanın kaynaklarla ilişkisidir.

Irkların veya etnik grupların insanları birbirinden ayırma pratiğinde geçerliliklerini yitirmeleri bunların kullanılamaz hale gelmesiyle mümkündür. Muhtemelen ırksal gruplar daha erken ortadan kalkabilir. İnsanların süratle birbirleriyle karışıyor olması bir süre sonra bu tür özelliklerin ayrımcılık faaliyetlerinde kullanılmasını sona erdirebilir. Ama görünüm muhtemelen bir rol oynamaya devam edecektir. Deri renginin kullanılamaz duruma gelmesi, görünüme dair kıyafet, saç tipi vb diğer unsurların kullanılmayacağı anlamına gelmemektedir. Etnik işaretlerin kaybolması daha zordur. Çünkü dünyamız en azından son günlerde asimilasyona karşı ve etnik grupları, farklı dilleri, farklı kültürleri korumayı teşvik etmeye eğilimlidir. Bu da haliyle bu tür işaretlerin uzun süre bizimle bir arada kalacağı anlamına gelmektedir. Diğer yandan insanlar her zaman kültürel farklılıklar üretebilir, yeni ve farklı gruplar oluşturabilir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...