23 Şubat 2011 Çarşamba

Luviler: Batı Anadolu'nun ve muhtemelen de Ege Denizi bölgesinin ilk sakinleri

For English version go to Luwians: the first inhabitants of western Anatolia and possibly the Aegean region

Helenler elbette ne ilk Anadolulardı ne de bölgenin ilk topluluğuydu. Batı Anadolu kıyısı açısından baktığımızda bile, geldikleri ve daha sonra da yerleştikleri yerin boş olmadığı biliniyor. Nitekim Anadolular Helenlere karşı söylemine yol açmış olan da, bu durumun biliniyor olması. Son yıllarda bu toplulukların nasıl adlandırılması gerektiği de büyük ölçüde çözüldü. Genelde Luviler olarak adlandırılıyorlar.

Luvilerin Helenlerden çok daha önce bu topraklara yerleştikleri anlaşılıyor. Tabii hangi Helenler sorusunu da sormak gerekiyor. Sadece İonlar, Dorlar, Aeollar gibi çeşitli gruplardan mı bahsediyoruz, yoksa bizim Mikenler olarak adlandırdığımız tarihte karşımıza Ahhiyavalılar, Akalar ve Danaoiler gibi çeşitli adlarla çıkan ilk Yunanlılara kadar geriye mi gidiyoruz? Ama her iki durumda da Luviler olarak adlandırılan Hint-Avrupa dil ailesine mensup toplulukların bu topraklara daha önce yerleştikleri görülüyor. Üstelik Luviler tek de değil. Mensubu oldukları Hint Avrupa dil ailesinin Anadolu kolunun Pala, Hitit gibi diğer kolları da var. Palalar daha çok kuzey batı Anadolu bölgesini, Karadeniz’e yakın bölgeyi yer edinmiş. Hititler’se, bilindiği gibi, Orta Anadolu’dalar.

Luviler ve dildaşlarının öncesi hakkında hangi diller konuşuluyordu ve bunların hangi dil ailesinde değerlendirilmesi gerektiği bilinmiyor. Üstelik Hint Avrupa dil ailesinin en eski dalı, Proto-Hint-Avrupa dilinden ilk kopan dalı olduğundan, Anadolu dalından önce daha farklı dil ailelerinden geldiğini varsaydığımız bu dilleri bugünün yaygın ailelerinden birine yerleştirmek de zor olabilir. Ama şunu biliyoruz: Birileri bu topraklarda neredeyse palaeolitik, yani yontma taş ama bence eski taş döneminden beri yaşamaktaydı.

Luvilerin geliş tarihi için genelde 3000’lerle 2000’ler arasında çeşitli tarihler verildiğinden (ama bu arada bu toplulukları Eskişehir bölgesindeki Demircihöyük ile ilişkilendirenler de var ki, bunun tarihlendirilmesi MÖ 5000 yıllarına kadar gidebilir) ve neolitik veya cilalı taş ama bence yeni taş döneminin başlangıcı epey daha geriye gittiğinden, Anadolu’da başka birilerinin olduğunu söylemek zor değil; ama bunların hangi dilleri konuştuğunu söylemek zor. Örneğin, Hititlerden önce onlara bizim bugün kullandığımız terimi ad olarak vermiş Hattilerin olduğu biliniyor ve yine, üzerinde tartışmaların hâlâ sürdüğü argümana göre de, Çerkez dilleriyle aynı dil ailesine konan bir Kafkas dili konuşuyorlardı. Kimi araştırmacılara göre daha eski bir dil ailesi olmasından ötürü Kafkas dili argümanı mümkün gözüküyor ama artık geride hiç iz bırakmamış çok daha başka bir dil veya diller de söz konusu olabilir. Toparlayacak olursam, elde çok fazla bir şey olmadığından, bu konuyla ilgili kesin sonuçlara ulaşmak, en azından şu anda mümkün gözükmüyor.

Kendimizi şimdilik Batı Anadolu’yla sınırlayacak olursak, evet, ilk Yunanlılardan önce Luvilerin olduğunu görüyoruz bu bölgede. Ama tartışmayı derinleştirmeden önce Batı Anadolu bölgesinden ne kastettiğimizi veya bu terimin tek başına yeterli olup olmadığını izah etmemiz gerekiyor. Batı Anadolu’yu bugünkü haliyle tanımlarsak, geçmişi daha baştan çarpıtmış oluruz. Ya Batı Anadolu kavramından vazgeçip daha kapsayıcı bir kavram bulacağız, örneğin Ege gibi, ya da Batı Anadolu kavramını doğal uzantısıyla, yani Ege Deniziyle birlikte alacağız. Bugünün sınırlarını ve bugünün etnik coğrafyasını geçmişe tatbik edemeyiz; bu geçmişi çarpıtmak olacaktır. Dolayısıyla, batı Anadolu’nun tarihi o dönemdeki doğal siyasi ve kültürel uzantısıyla, yani Ege Denizi ve karşı kıyısıyla birlikte ele alınmalıdır. Çünkü bu konuya nasıl yaklaşırsak yaklaşalım, bu dönemde bu bölgede gayet karşılıklı bağlantılar şekilde oluşturulmuş bir dünya, bir ilişkiler ağı söz konusudur.

Tekrar konumuza geri dönecek olursak, ilk Yunanlılardan önce, Luvi dilleri konuşan topluluklar Ege bölgesinin en azından Batı Anadolu ve muhtemelen de Yunanistan tarafına yerleşmiş durumdadır. Daha başka diller konuşan toplulukların olması da mümkündür ama tarihsel kaynaklar bunlar hakkında hiçbir şey söylememektedir. Aynı kaynaklar Luviler hakkında bile son derece sınırlıdır aslında. Dolayısıyla, belli bir noktadan sonrası karanlık bizim için. Ama bu dönemde, her ne kadar ne dili konuştuklarını henüz bilmiyorsak da, önemli bir uygarlık vardır bu bölgede: Bugün Minoslular olarak adlandırdığımız uygarlık.

Minosluların nereden geldikleri konusu henüz tam olarak aydınlatılmamıştır. Ama en azından son zamanlarda Girit üzerine yayınlanmış bir genetik çalışmaya göre (Differential Y-chromosome Anatolian Influences on the Greek and Cretan Neolithic), Yunanistan’ın neolitik yerleşimlerinden alınan örnekler Balkanlara yakınlık gösterirken, Girit’ten alınanlar Anadolu’nun İç ve Akdeniz bölgelerine yakınlık göstermektedir. Yine bu çalışmaya göre, benzer bir ayrılma ekmek buğdayında da görülmektedir. Triticum aestivum Neolitik Anadolu Girit ve güney İtalya’da gözükürken, Neolitik Yunanistan’da yoktur.

Minoslular, Yunanlılar gelene kadar Ege bölgesinin göze çarpan topluluklarındandır. Kurdukları uygarlık kesinlikle bu bölgenin 3. ve 2. binyıllarda öne çıkan tek uygarlığıdır. Batı Anadolu’da bir şeyler vardıysa da (örneğin Truva veya Troya gibi), bunlar Minos kadar parlak değildir.

Bu dönemin etnik coğrafyasını belirlemek, elde yeterli kaynaklar olmadan çok zordur. ‘Bu bizden şu onlardan veya bu Yunan kökenli şu Anadolu kökenli’ şeklinde bir yaklaşım son derece yanlış olacaktır. Her ne kadar etnik kimlikleri biyolojik bağlantılar üzerine inşa ederken binlerce yıl öncesine götürme eğilimindeysek de, etnik kimlikler veya köken söylemleri her zaman kendi dönemlerinde, kendi zamanlarında anlamlı olacak şekilde oluşturulmakta, inşa edilmektedir. Eğer bu dönemin gerçek etnik tablosuna ulaşmak istiyorsak veya bir gün böyle bir şans yakalarsak, muhtemelen bizim bugün basitleştirdiğimizden çok daha karmaşık bir görüntüyle karşılaşacağızdır.

Luviler ibaresi aslında daha ziyade bir dile atıfta bulunmaktadır. Yunanistan’dan neredeyse Suriye’ye kadar yayılmış bir dil Luvi dil bölgesinin söz konusu olduğu anlaşılmaktadır. Tabii ki bu Luvi dilleri bölgesinde herkes aynı dili, daha doğrusu diyalekti konuşmamış olabilir; ne de hepsinin kendisini aynı etnik gruptan görmüş olduklarını düşünmeliyiz. Üstelik Ege denizine ve hatta Yunanistan ile Girit’e yayıldıklarını da kabul edersek, o zaman bunları orijinal Anadolular olarak görmek de pek doğru değildir; ki kanımca bu dönemi de kapsayacak bir Anadolular söylemi icat etmek, daha çok bugünün arzu ve taleplerini yansıtan bu tarihsel kurguyu geçmişe yansıtmak, eldeki bulgular ışığında anlamsız olduğu kadar yanlıştır da. Ama Luvi dilleri konuşan topluluklar (ve ayrıca aynı dil ailesine ait olan Pala ve Hitit dilleri konuşanlar) bu bölgenin bilinen en eski gruplardır. Daha öncesi elbette vardır ama bunları ancak geride bıraktıkları maddi kültürel izlerden yola çıkarak sınıflandırabiliyoruz ki, bu da haliyle bizi Luvilerin durumundan bile daha belirsiz bir durumla karşı karşıya bırakmaktadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...